8/3/2007 ·
Gün aşık olmuş geceye,
Gece de yakamoz düşürmüş denize
Ne gün erişebilmiş geceye, ne de gece kavuşabilmiş gündüze.
Birbirlerini hiç görememişler belki de..
Ama engel olmamış bu aralarındaki sevgiye..
Varlıklarını hissetmeleri bile yetmiş kendilerine
Bazen, gün isyan edip yakmış ortalığı
Gece de özleminden tüm ışığını söndürmüş gökyüzünden İkisi de
bulutlara yükleyip hüzünlerini
Tüm yeryüzüne yağdırmışlar gözyaşlarını
Yine de vazgeçmemiş sevdasından ikisi de
Sonsuza dek birbirlerini göremeyeceklerini bilseler de ....
Ben geceyim işte, senin için yakamoz düşürüyorum bol bol denize.
Sen benden gitsen de, ben gelirim senin bensiz kıyılarına.
Yokluğundan soyunup, varlığını giyerim üstüme...
Gelirim, derin, sessiz duygusuz uykularına...
Benim için var olduğunu bilmek bile yetiyor, seni hiç göremesem de...
Yorum (yok) Yorum yaz!
2/3/2007 ·
Bazen öyle bir ilişkiye tutuluyoruz ki, ne sevebilir, ne terk edebiliriz. Kör kütük bağlanmışızdır aslında… En güzel yıllarınızın, acı tatlı hatıralarınızın ortağıdır; iç çekişmelerinizin müsebbibi, yazılarınızın ilhamı, sohbetlerinizin konusudur. Gözyaşlarınızda, bilinçaltınızda. Kahkahanız dadır. Korkunca saklandığınız bir sığınak, coşunca öptüğünüz bir bayrak…
Sevdanız riyasız, çıkarsız karşılıksızdır. Sınırsız ve nihayetsiz;” ölmek var, dönmek yok”tur.
Lakın gün gelir anlarsınız; içten içe bir şeylerin kanadığını…
Tutkulu sevdaların gizli hançerleri başlar parıldamaya… Şurasından, burasından eleştirmeye koyulursunuz;
“Şöyle görünse,öyle demese.değişse biraz yada eskisi gibi olsa…”
Başkalarını örnek göstermeye,”Bak onlar nasıl yaşıyor” demeye başlarsınız. Hem birlikte yaşayıp,hem özgür olmanın yollarını ararsınız. Aşkınızın gözü kör değildir artık,yanlışını görür düzeltmek istersiniz.
“Eskiden böylemiydi ya.”diye başlayan sohbetlerden açılır eleştiri kapısı; açıldıkça, bastırılmış itirazlar yükselir bilinçaltından…Böyle sürmeyeceğini bilirsiniz.Değişsin istersiniz.O,sevgisizliğine yorar bunu…ihanete sayar.Tutkulu ilişkilerde ihanetin bedeli ölümdür.”Ya sev böyle ya da terk et” diye gürler…
Bir zamanlar bir gülücüğüyle alacakaranlığı ısıtan o rüya;bir kabusa dönüşür birden…Kapatır gönlünün kapılarını.yasaklar size kendini…Hoyrattır,bakmaz yüzünüze…Zehir akar dilinden,konuşturmaz,suçlar,yargılar mahkum eder.Mühürler dudaklarınızı.yırtar atar yazdıklarınızı,siler sizsi defterden…
“İyiliğin içindi hepsi,seni sevdiğim için…” dersiniz,dinletemezsiniz.
Ayrılırsanız yaşayamayacağınızı bilirsiniz,lakin böylede sevemezsiniz
İhanetten kırılmıştır kaleminiz;severek,terk edersiniz…
“Madem öyle …”nin çağı başlar ondan sonra…Madem ki siz böylesine tutkunken,o hep başkalarını seçmiştir ,madem ki kıymetinizi bilmemiştir.o halde ”günah sizden gitmiştir”.Lanet ederek bu karşılıksız aşka,çekip gitmeleri denersiniz.
Aşkın göçmenlik çağı başlar böylece…Daha özgür olacağınız limanlara demirlersiniz bir süre…Ne var ki unutamaz,uzaktan uzağa izlersiniz olup biteni…Etrafı bir süre uğursuzla dolmuş,kurda kuşa yem olmuştur.Delikanlılar,eli kanlılar,uğruna ölenler,sırtına binenler sarmıştır çevresini…Gurur duyar onlarlar,koynunda besler,gözünü oysunlar diye…
Uğruna kan dökenleri sever,yoluna gül dökenlerden fazla…”bana ne…kendi seçimi” diye omuz silkmeye çabalarsınız bir süre….Ama sonra…ansızın kulağımıza çalınan bir şarkı ya da kapı aralığından süzülüp gelen bir koku,hatırlatır onu yeniden…Yaban ellerde.başka kollarda ondan bahseder ağlarsınız.Kokusunu özlersiniz;türküsünü söylemeyi,şarkısını dinlemeyi,yemeğini yemeyi,elinden bir kadeh rakı içmeyi…Karşı nehrin kenarından hasret şiirleri haykırırsınız.sular kulağına fısıldasın diye…
Dönüp ”seni hala seviyorum” diye bağırmak gelir içinizden…Dönemezsiniz.
Göremedikçe bağlanır,uzaklaştıkça yakınlaşırsınız.
Anlarsınız ki bir çaresiz aşktır bu,ne onunla olur,ne onsuz…Hm kollarında ölmek,kucağına gömülmek arzusu,hem ”Ne olcak sonunda” kuşkusu…
Böyle sevemezsiniz,terk de edemezsiniz.Sürünür gidersiniz…
Yorum (yok) Yorum yaz!